Çatışkı veya antinomi, felsefede birbirine karşıt savların akıl yürütmeyle desteklenebildiği bir uyuşmazlığı anlatır. Kavram, Immanuel Kant'ın evrenin bütününe ilişkin tartışmalarında özel önem taşır. Kant, karşıt savları tez ve antitez halinde düzenler. Sorunu, aklın deneyimin sınırlarını aşarak dünyanın tamamı hakkında kesin bilgi kurmaya çalışmasıyla ilişkilendirir ve bu girişimin varsayımlarını sorgular.[1]
EVRENİN BAŞLANGICI SORUNU
Kant'ın ilk çatışkısında tez, dünyanın zamanda bir başlangıcı ve uzayda sınırları bulunduğunu ileri sürer. Antitez ise zamanda başlangıç olmadığını ve uzayın sınırsızlığını savunur. Kant her iki tarafın gerekçelerini karşılıklı olarak sunar. Amaç, bu görüşlerden birini yalnızca sezgisel olarak seçmek yerine, onları mümkün kılan ortak varsayımları incelemektir.[2]
DÖRT TARTIŞMA ALANI
Diğer çatışkılar, bileşik varlıkların basit parçalardan oluşup oluşmadığı, doğa nedenselliğinin yanında özgürlüğe yer bulunup bulunmadığı ve zorunlu bir varlığın kabul edilip edilemeyeceğiyle ilgilidir. Böylece tartışma yalnızca evrenin büyüklüğünü kapsamaz; madde, neden, özgürlük ve zorunluluk kavramlarına da uzanır. Kant ilk iki çatışkıyı matematiksel, son ikisini dinamik olarak ayırır.[1]
ELEŞTİREL ÇÖZÜMÜN YÖNÜ
Kant'ın çözümü, deneyimde beliren şeylerle kendinde şeyler arasında ayrım yapar. İlk iki çatışkıda tarafların dünyanın tamamını verilmiş bir nesne gibi ele almasını eleştirir. Dinamik çatışkılarda ise farklı bakımlardan değerlendirilen savların bağdaşma imkânını araştırır. Bu yaklaşım, karşıt cümlelerin her durumda birlikte doğru sayılması anlamına gelmez; dayandıkları düzeyler ayrıca incelenir.[1]
