Çevre mühendisliği, çevresel sorunları değerlendirmek ve insan sağlığıyla doğal kaynakları korumaya yönelik teknik çözümler geliştirmek için mühendislik ilkelerini kullanan bir alandır. Çalışma yalnızca arıtma tesisi tasarlamayı kapsamaz; planlama, yapım, işletme ve mevcut sistemlerin iyileştirilmesi de alanın parçalarıdır. Su, hava ve toprak kalitesi, atık yönetimi ve kirlenmiş sahaların ele alınması başlıca konular arasındadır. [1][2]
Başlıca çalışma alanları
İçme suyu kaynaklarının korunması ve suyun arıtılması, atık suyun toplanıp işlenmesi, katı ve tehlikeli atıkların yönetimi çevre mühendisliğinin uygulamalarındandır. Hava kirliliğinin denetlenmesi, kirlenmiş toprak ve yeraltı suyunun iyileştirilmesi, kirleticilerin çevresel sistemlerde taşınımının incelenmesi de bu kapsama girer. Ohio State University’nin alan tanımı çevresel kimya, sistem modellemesi, su kaynakları, atık yönetimi ve hava kirliliği kontrolünü de çalışma başlıkları arasında sayar. [1]
Yöntemler ve disiplinler arası çalışma
Mühendisler ölçüm ve analiz verileriyle kirliliğin kaynaklarını, yayılımını ve olası sonuçlarını inceler; bu değerlendirmelere dayanarak önleme, arıtma veya iyileştirme sistemleri tasarlar. Yale’in tanımında içme suyu güvenliği, yeraltı suyunun korunması, atık su arıtımı, kirlenmiş alanların temizlenmesi ve üretim süreçlerinde kirliliğin önlenmesi alanın kapsamına dâhildir. [2]
Çözümler teknik performansın yanı sıra kaynakların kullanımı, insan sağlığı, toplumsal ihtiyaçlar ve uygulama koşullarıyla birlikte ele alınır. Bu nedenle çevre mühendisleri kimya, biyoloji, yer bilimleri, halk sağlığı ve mühendislik tasarımından yararlanabilir; kamu kurumları, sanayi, araştırma kuruluşları ve başka uzmanlarla ortak çalışabilir. Alan, kirleticileri sonradan gidermenin yanında süreçleri daha az kirletici hâle getirmeyi ve su ile enerjinin sürdürülebilir kullanımını destekleyen yaklaşımları da içerir. [1][2]
