Ağaçlandırma, daha önce orman olarak sınıflandırılmayan bir alanın ormana dönüştürülmesi veya orman örtüsünün oluşturulmasıdır. FAO’nun orman değişimi tanımlarında bu dönüşüm, dikim ya da ormancılık uygulamalarıyla yapılabileceği gibi, terk edilmiş tarım arazilerindeki doğal geçişleri de kapsayabilir. Daha önce orman sayılan, ancak ağaç örtüsünü kaybetmiş alanda ormanın yeniden kurulması ise genellikle yeniden ormanlaştırma olarak adlandırılır. Kullanılan tanım değerlendirme sistemine göre farklılık gösterebilir. [1]
Amaçlar ve uygulama
Ağaçlandırma; araziyi ormana dönüştürmek, orman örtüsünü artırmak veya ekosistem koruma ve restorasyonunu desteklemek gibi amaçlarla yürütülebilir. Dikim ve bilinçli tohumlama, orman oluşturma yöntemlerindendir; bazı çalışmalarda doğal yenilenme de desteklenir. Fidan dikimiyle kurulan her orman, yoğun yönetilen bir plantasyon anlamına gelmez. FAO, dikilmiş ormanı olgunlukta çoğunlukla dikim veya bilinçli tohumlama yoluyla kurulmuş ağaçlardan oluşan orman olarak tanımlar; plantasyon ormanı bunun daha özel, yoğun yönetilen bir alt türüdür. Ekosistem restorasyonu veya koruma amacıyla oluşturulan dikilmiş ormanlar, bu nedenle otomatik olarak plantasyon sayılmaz. [2]
Ekolojik değerlendirme
Ağaçlandırma projelerinin etkisi, yalnızca dikilen ağaç sayısıyla belirlenmez. Tür seçimi, arazi geçmişi ve yerel ekosistemin özellikleri de önem taşır. Avrupa Komisyonunun kılavuzu, tarım arazilerindeki ağaçlandırma, orman alanlarındaki yeniden ormanlaştırma ve kent çevresindeki ağaç dikimi için biyolojik çeşitliliği gözeten uygulama önerileri sunar. Bu yaklaşım, ağaçlandırmayı her yerde aynı yöntemle uygulanabilecek tek tip bir işlem olarak görmemeyi gerektirir. Projeler değerlendirilirken mevcut arazi kullanımı, koruma hedefleri ve alanın uzun dönemli yönetimi dikkate alınabilir. [3]
