Ada, çevresindeki suyla ya da alçak sulak alanla ayrılan kuru veya görece kuru kara alanıdır. Bu coğrafi tanım okyanus, deniz ve göllerdeki alanların yanı sıra akarsu adalarını da kapsar. Ada ile kıta arasındaki ayrım yalnızca çevresindeki suya dayanmaz; alan büyüklüğü ve kıtalarla ilişkisi de sınıflandırmada rol oynar. Bununla birlikte, her durumda geçerli evrensel bir alan veya nüfus sınırı bulunduğunu söylemek doğru değildir. [1]
Oluşum ve türler
Adalar farklı jeolojik süreçlerle meydana gelir. Volkanik adalar, sıcak noktalarda ya da tektonik levha sınırlarında gerçekleşen volkanizma sonucunda oluşabilir. Volkanik olmayan kayalık adalar, tektonik hareketlerle ana karadan ayrılmış kaya kütleleri olabilir; bazıları da deniz seviyesi yükselirken kıyıdan ayrılan kara parçalarıdır. Mercan adaları, mercan resiflerinin oluşturduğu yükseltilerin su yüzeyine çıkmasıyla ortaya çıkar. Buzul birikintilerinden oluşan adalar da ayrı bir kökene sahiptir. [1]
Kıyı kordonu biçimindeki kumlu set adaları, dalga ve akıntıların kıyıya paralel sediment biriktirmesiyle gelişir. Genellikle ana karadan gelgit kanalları, koylar veya lagünlerle ayrılır; rüzgâr, dalga ve fırtınalarla yer değiştirebilir, aşınabilir ya da büyüyebilir. [2]
Ekosistemler ve kıyı riskleri
Ada ortamlarının özellikleri kökenlerine ve konumlarına göre değişir. Küçük kayalık adalar deniz kuşları ve foklar için barınak olabilir; set adaları ise kuşlara, balıklara ve yuvalayan deniz kaplumbağalarına habitat sağlayabilir. Bazı set adaları dalga enerjisini azaltarak kıyı toplulukları ile gerideki lagünleri korumaya katkıda bulunur. Buna karşılık erozyon, fırtına kabarması, tsunami ve yükselen deniz seviyesi adaları ve kıyı yerleşimlerini etkileyebilir. Tatlı suyun sınırlılığı da bazı ada toplulukları için önemli bir kısıttır. Bu nedenle ada yönetiminde jeoloji, habitatlar, su kaynakları ve kıyı tehlikeleri birlikte değerlendirilir. [1][2]
