Arkeolojik kazı, belirli bir alan veya yerleşimdeki arkeolojik kalıntıları tanımlı araştırma amaçları doğrultusunda inceleyen, kaydeden ve yorumlayan müdahaleci saha çalışmasıdır. Çalışma; tabakaları, özellikleri ve yapıları araştırmanın yanı sıra buluntuların, çevresel örneklerin ve diğer kalıntıların toplanmasını da içerebilir. Kazı sırasında elde edilen verinin anlamı, nesnelerin bulunduğu bağlam ve birbirleriyle ilişkileriyle birlikte değerlendirilir [1][2].
Hazırlık ve saha kaydı
Kazı öncesinde çalışmanın amacı, uygulanacak yöntemler ve kayıt düzeni bir proje tasarımında belirlenir. Kazı, karada olduğu gibi kıyı geçiş bölgelerinde veya su altında da yürütülebilir [1]. Sahada arkeologlar, açılan alanı ve karşılaşılan arkeolojik birikimleri sistematik biçimde inceler. Buluntuların konumu ve ilişkileri, sonradan yorumlanabilmeleri için belgelenir. Ulusal Park Servisi arkeoloji sözlüğünde kazı, bir alanı araştırmanın sistematik ve bilimsel süreci olarak tanımlanır; aynı sözlük bağlamı, buluntuların zaman ve mekândaki konum ve ilişkileri olarak açıklar [2].
Yorumlama ve koruma
Tabakaların sıralanışı, bir alandaki birikimlerin oluşumunu ve kullanımın zaman içindeki değişimini araştırmaya yardımcı olur. Taşınabilir nesnelerin yanı sıra yapılar, ocaklar, kemikler ve çevresel örnekler de araştırma verisi olabilir. Bir buluntunun anlamı yalnızca türüne bakılarak belirlenmez; bulunduğu tabaka ve ilişkili olduğu diğer veriler de önemlidir [2].
Kazı fiziksel olarak müdahaleci bir yöntemdir. Arkeolojik birikimler açılıp incelendikçe özgün bağlam değişir; bu yüzden kayıt, raporlama ve arşivleme çalışmanın önemli parçalarıdır. Chartered Institute for Archaeologists standardı, kazı çalışmalarının raporla ve düzenli, erişilebilir bir arşivle sonuçlanmasını öngörür [1]. Kazı, arkeolojik araştırmanın yöntemlerinden biridir; her alanı araştırmak için zorunlu veya tek seçenek değildir.
