Atriyum, mimarlıkta bir yapının içindeki geniş merkez alanını; anatomi ve fizyolojide ise kalbin üst odacıklarından birini anlatan terimdir. Sözcüğün hangi anlamda kullanıldığı bağlamdan anlaşılır. Kalbin sağ ve sol olmak üzere iki atriyumu vardır; Türkçede bunlar genellikle sağ ve sol kulakçık olarak da adlandırılır. [3]
Mimarlıkta atriyum
Antik Roma konutunda atrium, ev planının temel mekânlarından biriydi. Metropolitan Museum of Art’ın Roma konutlarına ilişkin yazısında atrium, ortadaki impluvium adlı su havuzunu çevreleyen gölgeli geçiş alanı olarak açıklanır; ev sahibi burada sabah ziyaretçilerini kabul edebilirdi. Aynı yazı peristili ayrı bir öğe, çoğunlukla bahçe düzenlenen açık avlu olarak ele alır. Bu nedenle atrium ile peristili eş anlamlı saymak doğru değildir. [1]
Günümüzde atriyum sözcüğü, özellikle birden fazla kata açılan ve çevresindeki katlarla görsel bağlantı kuran iç mekânlar için de kullanılır. ABD Whole Building Design Guide’ı atriyumları camla örtülü avlu alanları ve çok katlı mekânlar olarak sınıflandırır; gün ışığı, toplumsal buluşma ve tören işlevleriyle ilişkilerini belirtir. [2] Çağdaş kullanımdaki kapalı iç hacim, Roma evinin geleneksel atriumuyla özdeş değildir; terimin mimarlık içindeki anlamı zamanla genişlemiştir.
Kalbin atriyumları
NHLBI’ye göre sağ atriyum vücuttan dönen kanı, sol atriyum akciğerlerden gelen kanı alır. Kan buradan sırasıyla sağ ve sol ventriküllere geçer; ventriküller ise kanı akciğerlere ve vücuda pompalar. [3] Böylece atriyumlar kanı kabul eden üst odacıklar, ventriküller pompalayan alt odacıklar olarak ayrılır. Terim mimarlıkta da tıpta da kullanılsa da iki anlam farklı kavramlara karşılık gelir.
