Ayrımsal kristallendirme, kristallerin oluşma ve ayrılma özelliklerinden yararlanılarak bir sıvı karışımının bileşiminin değiştirildiği süreçleri anlatan terimdir. Kimyada çözeltideki bileşikleri çözünürlük farklarına göre ayırmak için kullanılır; jeolojide ise magmadan oluşan kristallerin eriyikten ayrılmasıyla magma bileşiminin değişmesini açıklar. İki kullanım aynı temel kristalleşme fikriyle ilişkili olsa da farklı ortamlara ve amaçlara sahiptir. [1][2]
Çözeltilerde ayırma
Kimyasal uygulamada bir karışım uygun bir çözücü içinde çözülür ve çözünürlükleri farklı bileşenlerin kristalleşmesinden yararlanılır. Sıcaklık düşürüldüğünde, çözünürlüğü bu değişimle yeterince azalan bileşenin bir bölümü kristal hâlinde ayrılabilir; diğer maddelerin daha büyük kısmı ana çözeltide kalabilir. Kristaller sıvıdan, örneğin süzme yoluyla ayrılır. Yöntemin işe yarayıp yaramaması, bileşenlerin aynı çözücüdeki çözünürlüklerine ve bu çözünürlüklerin sıcaklıkla nasıl değiştiğine bağlıdır. Her katının çözünürlüğü sıcaklık arttıkça aynı biçimde artmaz. [1]
Magmatik süreç
Jeolojide ayrımsal kristallendirme, soğuyan magmada oluşan minerallerin eriyikten ayrılmasını ve böylece geride kalan magmanın bileşiminin değişmesini ifade eder. Örneğin yoğunluk farkı nedeniyle bazı kristaller magma haznesinde çökebilir. Erken oluşan minerallerin sistemden ayrılması, kalan magmanın kimyasal bileşimini ilk eriyikten farklılaştırır. Bu süreç, magmatik kayaç topluluklarının bileşim çeşitliliğini açıklamada kullanılan mekanizmalardan biridir; ancak tek başına her kayaç bileşimini açıklamaz. [2]
Bu iki kullanımın terim benzerliği, kimyasal çözelti arıtımı ile magmatik kayaç oluşumunun aynı fiziksel süreç olduğu anlamına gelmez. İlkinde çözücü ve çözünen maddelerin çözünürlük dengesi, ikincisinde ise eriyik, mineral kristalleri ve bunların fiziksel ayrılması incelenir. Her iki bağlamda da kristallerin sıvı fazdan ayrılması, kalan sıvının bileşimini etkiler. [1][2]
