Bema, tek ve değişmez bir mimari biçimin adı değil, farklı tarihsel bağlamlarda kullanılan yükseltilmiş platform terimidir. Antik Yunan’da konuşmacıların veya görevlilerin çıktığı kürsü için kullanılmıştır. Mimarlık sözlüklerinde bazilikanın apsisindeki platform, kilisenin ruhban sınıfına ayrılan yükseltilmiş bölümü ve sinagogdaki kutsal metin okuma platformu gibi anlamları da kaydedilir. Bu kullanımlar bağlantılı olsa da her bema aynı yerde bulunmaz veya aynı işlevi görmez. [1]
Kilise mimarisindeki kullanımlar
Bazı kiliselerde bema, apsis ve sunak çevresindeki yükseltilmiş kutsal alanı ifade eder. Kuzeybatı Suriye’deki Geç Antik Çağ kiliselerinde ise araştırmacılar, nefin içinde yer alan farklı bir düzenlemeyi “Suriye beması” olarak tanımlar. Cambridge’de yayımlanan incelemede aktarılan örneklerde bu öğe, apsisin eğrisini izleyen at nalı biçimli bir platformdur; doğu ucundaki basamaklardan çıkılır, din adamları için oturma yerleri ve batı ucunda okuma ya da vaaz için bir kürsü bulunabilir. [2][3]
Bölgesel biçim ve sınırlar
Suriye’deki söz konusu kilise düzeni, bütün Hristiyan kiliselerinde görülen ortak bir plan olarak değerlendirilmemelidir. İncelenen kuzeybatı Suriye yapılarının yalnızca bir bölümünde bema saptanmıştır; Cambridge’deki çalışma, önceki araştırmalarda yaklaşık 45 kiliseyle ilişkilendirilen bir grubu ele alır. Dolayısıyla bu bölgesel örnek, terimin kilise mimarisindeki bütün anlamlarını temsil etmez. [2]
Bema ile ambo gibi litürjik öğeleri birbirine karıştırmamak da önemlidir: Terimler belirli yapı ve ibadet geleneklerinde farklı düzenlemelere karşılık gelebilir. Bir yapıda “bema” denilen alanın işlevi ve konumu, kaynakta hangi dönem ve gelenekten söz edildiğine bakılarak anlaşılmalıdır. [1][3]
