Bilgi toplumu, bilginin üretilmesi, paylaşılması ve kullanılmasının ekonomik ve toplumsal ilişkilerde belirleyici önem kazandığı toplum anlayışıdır. Sayısal iletişim ağları, insanların bilgiye erişme ve birbirleriyle çalışma biçimlerini dönüştürür. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği, kavramı bilgi ve düşüncelerin dolaşımıyla; eğitim, ticaret ve kamu hizmetleri gibi alanlarda oluşan yeni olanaklarla ilişkilendirir.[1]
İLETİŞİM ALTYAPISI
Bilgi toplumunun gelişimi, iletişim ağlarının yaygınlığına, hizmetlerin erişilebilirliğine ve insanların bunları karşılayabilmesine bağlıdır. Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi'nin 2003 Cenevre Bildirgesi, bağlantı olanaklarını kapsayıcı gelişmenin temel unsurları arasında sayar. Yerel koşullara uygun altyapı, bireylerin ve kurumların bilgi üretimine katılmasını destekleyen bir araç olarak değerlendirilir; ekonomik ve sosyal gelişmeyle birlikte ele alınır.[2]
EĞİTİM VE BECERİLER
Okuryazarlık, eğitim ve iletişim teknolojilerini kullanma becerisi, bireylerin bu toplumsal yapıya katılabilmesini etkiler. Cenevre Bildirgesi, yaşam boyu öğrenme ile yetişkin eğitimine de yer verir. Öğretmenler, kütüphaneciler, arşivciler ve içerik üreticileri bilgiye erişimin geliştirilmesinde rol oynar. Böylece altyapı yatırımları, insanların bilgiyi anlayıp kullanabilecekleri yetkinliklerin geliştirilmesiyle birlikte düşünülür.[2]
KATILIM VE HAKLAR
Bilgiye erişimdeki eşitsizlikler, kapsayıcı bilgi toplumu tartışmasının temel konularındandır. Bildirge; herkesin bilgiye katkıda bulunabilmesini, ifade özgürlüğünü, kültürel çeşitliliği ve kişisel mahremiyetin korunmasını vurgular. Hükümetler, özel sektör ve sivil toplum bu süreçte farklı sorumluluklar taşır. Bu yaklaşımda teknolojik gelişmenin değerlendirilmesi, insanların toplumsal yaşama hangi koşullarda katılabildiği sorusuyla bağlantılıdır.[2]
