Cümbüş, Zeynel Abidin tarafından geliştirilen, mızrapla çalınan telli bir çalgıdır. Yuvarlak gövdesi ve üzerine gerilen kapağı bakımından banjoyu, perdesiz sapı bakımından udu andırır. Türk müziğinde eşlik ve solo icralarda kullanılmıştır. Çalgının metal telleri ve gövde düzeni, onu udla ilişkili olmakla birlikte farklı bir tınıya sahip kılar.[1]
GELİŞTİRİLMESİ VE ADI
Zeynel Abidin'in çalgı yapımındaki denemeleri sonucunda ortaya çıkan cümbüş, 1930'da Mustafa Kemal Atatürk'e tanıtıldı. Müze anlatımında adı, Atatürk'ün çalgının neşeli sesiyle ilgili değerlendirmesine bağlanır. İlk örneklerde alüminyum gövde ve çift sıralı teller bulunuyordu. Parçalarının sökülüp takılabilmesi, çalgının tasarımında öne çıkan özelliklerden biriydi.[2]
GÖVDE VE TELLER
Kazan adı verilen gövde bölümünün üzerinde deri veya sentetik bir kapak bulunur. Kapağın gerginliği vidalarla ayarlanabilir. Yaygın düzende on iki çelik tel, altı çift hâlinde yerleştirilir; icracıların farklı tel düzenleri kullandığı da görülür. Sap ile gövde arasındaki bağlantı, tellerin sap üzerindeki yüksekliğinin ayarlanmasına imkân verir.[1]
İCRA ALANLARI
Cümbüş, yöresel halk müziği topluluklarında, eğlence müziğinde ve popüler müzik kayıtlarında yer bulmuştur. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu icralarında ud ve kanunla birlikte kullanıldığı örnekler vardır. Bağlama, gitar veya mandolin saplarının gövdeye uyarlanmasıyla farklı çeşitleri de üretilmiştir. Bu çeşitler, standart perdesiz cümbüşün yapısıyla aynı değildir.[1]
