Charles Richard Drew (1904–1950), kan ve plazmanın toplanması, işlenmesi ve saklanması için standart yöntemlerin geliştirilmesinde çalışan Amerikalı cerrah ve araştırmacıdır. Büyük ölçekli kan bankacılığının örgütlenmesine katkılarının yanı sıra Howard Üniversitesinde siyah hekimlerin cerrahi eğitimini geliştirmesiyle tanınır. İkinci Dünya Savaşı dönemindeki çalışmaları, laboratuvar bilgisinin hastaneler arasında uygulanabilir bir hizmet düzenine dönüştürülmesinde önemli rol oynadı. [1]
EĞİTİMİ VE ARAŞTIRMALARI
Washington'da doğan Drew, Amherst College'da öğrenim gördükten sonra McGill Üniversitesinde tıp eğitimi aldı ve 1933'te mezun oldu. Montréal'deki klinik eğitimi sırasında şok tedavisi ve sıvı yerine koyma araştırmalarıyla ilgilendi. Columbia Üniversitesindeki doktora çalışmasında John Scudder ile kanın korunmasını inceledi. Saklama sıcaklığı, kaplar ve koruyucu maddeler gibi değişkenleri değerlendiren çalışması, kan bankacılığında uygulanacak işlemlerin sistemleştirilmesine katkı sağladı. [2]
KAN BANKACILIĞINA KATKISI
1940'ta Blood for Britain programının tıbbi yönetimini üstlenen Drew, İngiltere'ye gönderilecek plazmanın hazırlanmasında katılımcı hastaneler için ortak standartlar oluşturdu. Plazma kullanımının temel yöntemlerini tek başına keşfetmiş değildi; belirleyici katkısı, mevcut bilgileri güvenilir ve büyük ölçekli bir organizasyona dönüştürmesiydi. Daha sonra Amerikan Kızılhaçıyla bağlantılı ulusal kan bankacılığı pilot programında çalıştı ve gezici kan bağışı istasyonlarının geliştirilmesine katkıda bulundu. [1]
HEKİM YETİŞTİRME ÇALIŞMALARI
Drew, 1941'de Howard Üniversitesine dönerek cerrahi bölümünün ve Freedmen's Hospital cerrahi hizmetlerinin yönetimini üstlendi. Öğrencilerinin güçlü bir uzmanlık eğitimi almasını, ardından başka kurumlarda yeni hekimler yetiştirmesini hedefledi. Meslek yaşamı, dönemin ırk ayrımcılığının eğitim ve çalışma olanaklarına koyduğu sınırlamalar içinde ilerledi. Araştırmalarının yanında eğitimci yönü de kalıcı etkisinin parçası oldu; yetiştirdiği cerrahlar, tıp eğitimindeki olanakların genişlemesine katkıda bulundu. [2]
