Dağ, çevresindeki araziye göre belirgin biçimde yükselen doğal bir yeryüzü şeklidir. Dağ, tepe ve zirve arasında her yerde geçerli, resmî bir yükseklik sınırı bulunmaz; coğrafi adlandırmalar ve sınıflandırmalar farklı ölçütler kullanabilir. Bir dağ tek başına yükselebileceği gibi, sıradağ ya da daha geniş bir dağ sisteminin parçası da olabilir. [1]
Oluşumu ve şekillenmesi
Dağların oluşumunda tektonik hareketler ve volkanizma önemli rol oynar. Kıtaların veya tektonik levhaların çarpışması kabuğu sıkıştırıp yükseltebilir; kıvrılma ve faylanma da dağ kuşaklarının oluşumuna eşlik edebilir. Bir levhanın diğerinin altına dalmasıyla oluşan magma yüzeye ulaşıp volkanik yapılar meydana getirebilir. Ancak dağların görünüşü yalnızca ilk oluşum sürecine bağlı değildir. Akarsular, buzullar ve başka aşındırma süreçleri yamaçları ve vadileri biçimlendirirken, farklı kayaçların aşınmaya karşı dirençleri de arazi biçimlerini etkiler. Bu süreçler çok uzun zaman ölçeklerinde işler. [2][3]
Çevresel ve beşerî önemi
Yükselti ve yamaç yönü, dağlık bölgelerde sıcaklık ve yağış koşullarını kısa mesafelerde değiştirebilir; bu farklılıklar bitki örtüsü ve yaşam alanlarının dağılımını etkiler. Dağlık alanlar su havzalarının ve akarsuların oluşumunda önem taşır; yüksek kesimlerdeki kar ve buz, suyun mevsimsel dolaşımına katkıda bulunabilir. Eğimli yamaçlarda kaya düşmesi, heyelan ve çığ gibi doğal süreçler görülebilir; risk yerel jeolojiye, iklime ve koşullara bağlıdır. Dağ geçitleri ve vadiler ulaşım güzergâhlarını, yerleşimleri ve arazi kullanımını etkileyebilir. Tarım, hayvancılık ve turizm gibi faaliyetler de yükseklik, iklim ve yerel koşullara göre değişir. Bu nedenle dağları yalnızca mutlak yükseklikle tanımlamak, oluşumlarını ve çevresel çeşitliliklerini açıklamaya yetmez. [2][3]
