Doğal peyzaj, bir yerin görünümünde yer şekilleri, su, toprak, bitki örtüsü ve iklim gibi doğal süreçlerin belirleyici olduğu çevresel bütündür. Bu ifade, insan etkisinin mutlaka hiç bulunmadığı anlamına gelmez; bir alanın görünümü, doğal ve insan kaynaklı etkenlerin zaman içindeki etkileşimiyle değişebilir. Avrupa Konseyi Peyzaj Sözleşmesi de peyzajı, insanlar tarafından algılanan ve niteliği doğal ya da beşerî etkenlerle şekillenen bir alan olarak ele alır.[1]
DOĞAL BİLEŞENLER
Dağ sıraları, vadiler, akarsular, göller, kıyılar ve ormanlar doğal peyzajın görülebilir öğelerindendir. Yükselti, kayaç yapısı, aşınma, birikme ve su döngüsü gibi süreçler bu öğelerin biçimini ve dağılışını etkiler. Peyzajın yalnız tek bir nesneye indirgenmemesi gerekir: bir vadinin görünümü, yamaçların biçimi kadar suyun akışı, bitki örtüsü ve mevsimsel değişimlerle de ilişkilidir.[2]
İNSAN ETKİSİ VE AYRIM
Doğal peyzaj ile kültürel peyzaj arasında her yerde keskin bir sınır yoktur. Tarım, yol yapımı, yerleşim ve su yönetimi bir alanın görünümünü dönüştürebilir; buna karşılık kent yakınındaki bir akarsu ya da orman da doğal süreçler taşımaya devam eder. Avrupa Konseyi yaklaşımı, peyzaj değerlendirmesini yalnız olağanüstü güzellikteki alanlarla sınırlamaz; gündelik ve bozulmuş alanları da kapsar.[1]
KORUMA VE İZLEME
Bir peyzajın korunmasında görünüm kadar onu oluşturan süreçlerin anlaşılması önemlidir. Alanın özelliklerini belirleme, yerel toplulukların algılarını dinleme ve değişimi izleme; koruma, yönetim ve planlama kararlarına temel oluşturabilir. Avrupa Peyzaj Sözleşmesi, peyzajların tanımlanması ve değerlendirilmesinde uzman araştırması ile halk katılımını birlikte vurgular. Bu yaklaşım, doğal özelliklerin toplumsal kullanım ve beklentilerden bağımsız ele alınmamasını sağlar.[2]
