Doğaya dönüş, uygarlığın yapaylaştırıcı ve eşitsizlik üreten yönlerine karşı daha sade, doğal ve erdemli bir yaşamı savunan düşünsel yönelimdir. Kavram yalnız fiziksel olarak kırsala yerleşmeyi değil, insanın gereksinimlerini, toplumsal ilişkilerini ve doğayla bağını yeniden düzenlemesini anlatabilir.
ROUSSEAU’DA ANLAMI
Jean-Jacques Rousseau, bilimsel ve maddi ilerlemenin insanı kendiliğinden erdemli kılmadığını savundu; rekabet, özel mülkiyet ve yapay toplumsal alışkanlıkların eşitsizliği artırabileceğini ileri sürdü. Onun “doğaya dönüş” düşüncesi, toplumdan tümüyle kaçmak değil, toplum içinde doğal ve erdemli yaşamak anlamına gelir.[1]
DAHA GENİŞ ÇERÇEVE
Doğaya dönüş fikri, modern çevre düşüncesinde insanı doğadan ayrı bir varlık sayan yaklaşımların eleştirisiyle ilişkilendirilir. Doğa felsefesi, doğanın işleyişini ve insanın bu bütün içindeki konumunu akılsal bir çerçevede araştırır.[2] Kavram bu nedenle eğitim, etik, yaşam biçimi ve çevre politikası tartışmalarında farklı anlamlar kazanır; tek bir siyasal programı ifade etmez.
