Edvâr, İslam müzik düşüncesi ile Osmanlı ve Türk musikisi tarihinde müzik nazariyatına ilişkin eserler için kullanılan addır. Sözcük, Arapça devr kelimesinin çoğuludur; devr dönme veya dönüş anlamına gelir. Ses dizilerinin ve tekrarlanan ritim kalıplarının daire biçiminde gösterilmesi, edvâr adının müzik kuramı eserleriyle ilişkilendirilmesinde rol oynamıştır. Ancak bu eserler yalnızca makam listeleri değildir; içerikleri ve kuramsal yaklaşımları yazardan yazara değişebilir. [1][2]
İçerik ve tarihî gelişim
Edvâr kitaplarında ses sistemi, aralıklar, çalgılar ve ritim usulleri gibi konular ele alınabilir. Safiyyüddin el-Urmevî’nin 13. yüzyılda yazdığı Kitâbü’l-Edvâr, İslam dünyasındaki müzik nazariyatının önemli eserlerindendir. Bu eser, ses dizilerini daire biçiminde açıklayan yaklaşımı ve sonraki nazariyatçılar üzerindeki etkisiyle tanınır. Orta Çağ İslam müzik düşüncesinde makam terimi henüz sonraki anlamıyla kullanılmadığından, dönem metinlerini bugünkü kavramlarla doğrudan eşitlemek yanıltıcı olabilir. [1]
Osmanlı ve Türk musikisi edvârları
Osmanlı döneminde Türkçe nazariyat eserleri de kaleme alınmıştır. Hızır bin Abdullah’ın Kitâbü’l-Edvâr’ı, 1441’de II. Murad’a sunulmuş bir eser olarak kaydedilir. Çalışmada makamlar ve usuller gibi konular dönemin kuramsal anlayışı içinde ele alınmıştır. 15. yüzyıl edvârlarında kullanılan tasnif ve adlandırmalar, günümüzdeki makam kavramlarıyla her zaman birebir örtüşmez; tarihî eserler kendi bağlamları içinde incelenmelidir. [1][2]
Edvârlar, geçmiş dönemlerin müzik kuramını araştırmak için yazma eser incelemesi, metin karşılaştırması ve kuramsal çözümleme yoluyla değerlendirilir. Bu metinler müziğin nasıl düşünüldüğüne dair bilgi sunar, ancak her zaman müziğin sesini veya icrasını bütünüyle kaydetmez. Bu nedenle tarihî uygulamalara ilişkin çıkarımlar, metinlerin sınırlılıkları gözetilerek yapılır. [1][2]
