Ermeni mimarisi, Ermeni toplulukları ve tarihî Ermeni devletleriyle ilişkili dinsel, kamusal, askerî ve sivil yapı geleneklerini kapsar. Özellikle Orta Çağ kilise ve manastırları, taş işçiliği ile bölgesel yapı tekniklerini farklı dönemlerin siyasal ve kültürel ilişkileriyle birleştirir. Gelenek tek bir biçime indirgenemez; Kafkasya, Anadolu ve komşu bölgelerdeki etkileşimlerle yüzyıllar boyunca değişmiştir.[1]
ORTA ÇAĞ MİMARİSİ
UNESCO, Haghpat ve Sanahin manastırlarını 10–13. yüzyıllarda gelişen Ermeni dinsel mimarisinin seçkin örnekleri olarak değerlendirir. Bu yapılar Bizans kilise mimarisinden gelen öğeleri bölgenin yerel yapı geleneğiyle birleştirir. Manastır topluluklarında ibadet mekânları, eğitim ve yazma üretimiyle ilişkili yapılar, mezar alanları ve savunmaya dönük unsurlar bir arada bulunabilir.[1]
ANİ ÖRNEĞİ
Bugün Kars ili sınırlarında bulunan Ani, 7–13. yüzyıllar arasındaki kent mimarisinin çok katmanlı gelişimini gösterir. Bagratlı Ermeni Krallığına başkentlik eden kent daha sonra Bizans, Selçuklu ve Gürcü yönetimleri altında değişmiştir. Sur, saray, pazar, köprü ve farklı inançlara ait yapılar; Ermeni mimarisinin bölgesel ticaret yolları ve komşu geleneklerle kurduğu ilişkiyi görünür kılar.[2]
