Etnosentrizm, kişinin kendi kültürünün değer ve uygulamalarını üstün veya doğal ölçütler kabul ederek başka kültürleri bunlara göre değerlendirmesidir. Bu yaklaşımda farklı yaşam biçimleri kendi koşulları içinde anlaşılmak yerine, kişinin alıştığı düzenle karşılaştırılarak yetersiz görülebilir. Kültürel aidiyet duymak ile diğer toplulukların deneyimlerini değersizleştirmek arasında ayrım yapılır.[1]
OLUŞUMU VE TOPLUMSAL SONUÇLARI
İnsanlar aileleri, eğitimleri ve toplumsal ilişkileri içinde belirli davranışları, değerleri ve sorumlulukları öğrenir. Kültürleme adı verilen bu süreç, dünyayı yorumlamak için başvurulan alışkanlıkları oluşturur. Öğrenilen ölçütlerin bütün insanlar için tek geçerli yol sayılması, başka kültürlerin bakış açılarının göz ardı edilmesine neden olabilir. Etnosentrik değerlendirmeler, tarihsel olarak sömürgeci egemenliği ve farklı topluluklar üzerindeki baskıyı haklı göstermekte de kullanılmıştır. Başka toplumların basitleştirilmiş kalıplarla temsil edilmesi, bu değerlendirmelerin yeniden üretilmesini sağlayabilir.[1]
KÜLTÜREL GÖRELİLİK
Antropolojide kültürel görelilik, bir inanç veya uygulamanın içinde bulunduğu kültürel ilişkiler bütünüyle birlikte anlaşılmasını amaçlar. Araştırmacı, kendi toplumunun alışkanlıklarını doğrudan ölçüt olarak kullanmadan, incelenen davranışın insanlar için hangi anlamları taşıdığını araştırır. Bu yaklaşım, bir uygulamayı destekleyen diğer inançların, toplumsal ilişkilerin ve koşulların birlikte incelenmesini gerektirir. Yargının geçici olarak ertelenmesi, açıklama geliştirmek için kullanılan bir araştırma tutumudur.[2]
ANLAMA VE DEĞERLENDİRME
Bir uygulamanın neden sürdüğünü araştırmak, onun her sonucunu onaylamak anlamına gelmez. Kültürel görelilik, şiddet veya sömürü içeren davranışların eleştirilmesini zorunlu olarak dışlamaz. Toplumsal sorunlara ilişkin araştırmalarda yerel anlamların ve ilişkilerin anlaşılması, değişim girişimlerinin etkilerini değerlendirmeye yardımcı olabilir. Bu nedenle antropolojik inceleme, kişisel yargıyla kültürel açıklamayı birbirinden ayırmaya çalışırken farklı topluluklarla ilişki kurma ve birlikte çalışma koşullarını da dikkate alır.[2]
