Film kamerası, hareketli görüntüyü birbirini izleyen kareler halinde kaydeden aygıttır. Geleneksel sinema kameralarında görüntü, objektiften geçen ışığın duyarlı film şeridi üzerinde oluşturduğu pozlamalarla kaydedilir. Bunun için yalnızca bir objektif yeterli değildir; şeridin taşınması, pozlama sırasında tutulması ve ışığın doğru aralıklarla kesilmesi birlikte düzenlenir. Erken sinema kameralarının gelişimi bu sorunların çözümüyle yakından bağlantılıdır.[1][2]
FİLMİN İLERLETİLMESİ
Lumière kardeşlerin sinematografında, filmin yanlarındaki deliklere giren tırnaklar şeridi ilerletir ve ardından geri çekilirdi. Film pozlama sırasında sabit kalırdı. Dönen örtücü, film taşıma mekanizması ve sarma bölümü aynı kolla çalıştırılıyordu. Bu kesintili hareket, ardışık karelerin aynı konumda kaydedilmesini sağlayan temel çözümlerden biriydi; müze açıklaması tırnak mekanizmasının sonraki sinema kameraları üzerindeki etkisini vurgular.[2]
ERKEN ÖRNEKLER
Louis Le Prince'in Leeds'te 1888'de yaptığı kamera, deliksiz film şeridi kullanıyordu. Şerit makaralar arasında ilerliyor, pirinç bir levha pozlama sırasında filmi tutuyor ve yarıklı döner örtücü ışığı denetliyordu. Aygıtın önündeki iki mercekten biri kayıt, diğeri vizör içindi. Bu örnek, hareketli görüntü kaydının başlangıcında farklı film taşıma ve görüntüleme düzenlerinin denendiğini gösterir.[1]
KAMERA VE YAPIM SÜRECİ
1895'te patentlenen sinematograf, kamera olmasının yanında baskı ve gösterim işlevleri de üstlenebiliyordu. Daha sonraki yapım ortamlarında çekim, kayıt malzemesinin yönetimiyle birlikte yürütülür. Kamera ekibinin sorumlulukları arasında film şarjörlerinin veya sayısal kayıt ortamlarının hazırlanması ve çekilmiş malzemenin güvenle aktarılması bulunur. Bu bakımdan kamera, optik bir aygıt olduğu kadar üretim iş akışının da merkezindedir.[2][3]
