Gelenek, bir toplulukta geçmişten aktarılan ve sonraki kuşaklarca sürdürülen uygulama, bilgi, beceri ve ifade biçimlerini anlatır. Sözlü anlatılar, kutlamalar, törenler ve zanaat bilgisi geleneklerin görülebildiği alanlardır. Aktarım, geçmişle bağlantı kurulmasına ve ortak kimliğin sürdürülmesine katkıda bulunur. Gelenekler yaşatıldıkları toplumsal ortamın bir parçası olarak zaman içinde değişebilir.[1]
ÖĞRENİLME VE AKTARILMA
Gündelik davranış kalıpları çoğu zaman gözlem, taklit ve toplumsallaşma yoluyla öğrenilir. Selamlaşma, bir ziyarette nasıl davranılacağı veya belirli bir etkinlikte ne giyileceği gibi beklentiler, yazılı kurallara dönüşmeden de kuşaktan kuşağa geçebilir. Dil ve ortak anlam taşıyan simgeler kültürün aktarımını sağlar. Bu nedenle bir geleneğin devamı yalnız açık öğretime değil, insanların günlük yaşamda birbirlerinin davranışlarını izlemesine de bağlı olabilir.[2]
NORMLARLA İLİŞKİSİ
Toplumsal normlar, hangi davranışların uygun görüldüğüne ilişkin beklentileri düzenler. Gelenekle bağlantılı gündelik alışkanlıklar bu düzenin içinde yer alabilir. Ancak yazılı hukuk kuralları, güçlü ahlaki yaptırımlar taşıyan normlar ve gündelik görgü kuralları aynı ağırlığa sahip değildir. Geleneksel sayılan bir davranışa uyulması toplumsal onayla desteklenebilir; uyulmaması ise ayıplanabilir. Bir toplulukta olağan görülen davranış, başka bir toplulukta farklı değerlendirilebilir.[2]
SÜREKLİLİK VE KÜLTÜREL MİRAS
UNESCO'nun somut olmayan kültürel miras yaklaşımı, toplulukların kendi kimliklerinin bir parçası olarak tanıdığı uygulama ve bilgilerin kuşaklar arasında aktarılmasını vurgular. Bu kapsamda sözlü gelenekler, gösteri sanatları, toplumsal uygulamalar, doğayla ilgili bilgiler ve geleneksel el sanatları bulunur. Aktarılan mirasın zamanla uyarlanması, süreklilik ile değişimin birlikte görülebileceğini gösterir. Koruma yaklaşımında, bu kültürel ifadelerin gelecekteki kuşaklara ulaşması temel amaçlardan biridir.[1]
