Genel oy hakkı, oy verme yeterliliğinin servet, eğitim, cinsiyet veya benzeri ayrımcı koşullarla dar bir topluluğa ayrılmaması ilkesidir. Demokratik katılımın temel unsurlarından biridir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 21. maddesi, halk iradesinin genel ve eşit oy hakkına dayalı gerçek ve dönemsel seçimlerle ortaya konmasını öngörür.[1][2]
GENELLİK, EŞİTLİK VE GİZLİLİK
Genel oy, kimlerin seçim sürecine katılabildiğiyle; eşit oy, seçmenlerin oylarının eşitliğiyle ilgilidir. Gizli oy ise seçmenin tercihini açıklamaya zorlanmadan oy kullanabilmesini güvence altına alan ayrı bir ilkedir. Bildirgede bu özelliklerin birlikte anılması, yalnızca geniş bir seçmen topluluğunun bulunmasının özgür seçim için yeterli görülmediğini gösterir. Seçimlerin gerçek ve dönemsel olması da aynı çerçevenin parçasıdır.[1]
OY HAKKININ KOŞULLARI
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komitesinin 25 sayılı Genel Yorumu, oy hakkıyla ilgili koşulların nesnel ve makul olmasını ister. Asgari yaş sınırı bu bağlamda değerlendirilebilir; buna karşılık okuryazarlık, eğitim veya mülkiyet şartları kabul edilebilir sınırlandırmalar sayılmaz. Siyasi parti üyeliği de oy verme yeterliliğinin koşulu olmamalıdır. Böylece genel oy ilkesi, vatandaşlar arasındaki dışlayıcı engellerin incelenmesini gerektirir.[2]
FİİLÎ KATILIM
Oy hakkının tanınması, kullanılabilmesi için gerekli koşulların sağlanmasıyla tamamlanır. Komite, seçmen kaydının kolaylaştırılmasını ve dil engelleri, yoksulluk veya hareket güçlükleri gibi fiilî sorunların giderilmesini vurgular. İfade, toplantı ve örgütlenme özgürlükleri de seçmenin bilgi edinmesi ve siyasal tercih geliştirmesi açısından önem taşır. Bu yaklaşımda oy hakkı, seçim günüyle sınırlı olmayan bir katılım sürecidir.[2]
