Hac, İslam'da belirli bir zamanda Mekke ve çevresindeki kutsal yerleri ziyaret ederek öngörülen ibadetleri yerine getirmektir. İslam'ın beş temel şartından biri kabul edilir. Gerekli maddi imkâna ve bedensel yeterliliğe sahip Müslümanların hayatlarında bir defa hac yapması dinî yükümlülük sayılır. Ziyaretin zamanı, mekânları ve uygulamaları birlikte hac ibadetini oluşturur.[1]
ZAMAN VE UYGULAMALAR
Hac, hicri takvimin zilhicce ayında yapılır. İhram, hac sırasında uyulacak özel kurallara girilmesini ifade eder. Kâbe'nin çevresinde gerçekleştirilen tavaf, Safâ ile Merve arasında yapılan sa'y ve Arafat'ta vakfe başlıca uygulamalardandır. Müzdelife ve Mina da hac güzergâhının önemli duraklarıdır. Bu uygulamaların dinî hüküm bakımından sınıflandırılması mezheplere göre bazı farklılıklar gösterebilir; dolayısıyla bütün ayrıntılar tek bir yorum altında toplanamaz.[1]
Hacdaki hareketler yalnızca bir mekândan diğerine geçiş anlamına gelmez. İslam geleneğinde bunlar İbrahim, Hacer ve İsmail'e ilişkin anlatılarla bağlantılı biçimde yorumlanır. Safâ ile Merve arasındaki yürüyüş, Hacer'in su arayışıyla ilişkilendirilir. Kurban Bayramı da hac döneminin dinî takvimi içinde yer alır.[2]
TOPLUMSAL VE DİNÎ ANLAMI
Farklı ülkelerden ve topluluklardan Müslümanların aynı ibadetlere katılması, haccın ortak aidiyet boyutunu görünür kılar. İhram, dua ve birlikte gerçekleştirilen törenler, bireysel kullukla ümmet düşüncesini bir araya getirir. Bu birlik, katılımcıların kültürel geçmişlerinin veya dinî yorumlarının tümüyle aynı olduğu anlamına gelmez. Hac, ortak ibadet düzeni içinde farklı Müslüman toplumların karşılaştığı bir dinî buluşmadır. Hac dönemindeki Kurban Bayramı'nın dünyanın başka yerlerinde de kutlanması, bu ortak takvimin Mekke dışındaki topluluklarla bağlantısını güçlendirir.[2]
