Kadmiyum, simgesi Cd ve atom numarası 48 olan kimyasal elementtir. Periyodik tabloda 12. grupta, beşinci periyotta bulunan mavimsi parlaklıktaki yumuşak bir metaldir. Doğal olarak yer kabuğunda bulunur; ticari kadmiyumun neredeyse tamamı çinko cevherlerinin işlenmesi sırasında yan ürün olarak elde edilir. [1]
Keşif ve bulunma
Kadmiyum 1817’de Alman kimyager Friedrich Stromeyer tarafından tanımlandı. Stromeyer, çinko oksit üretiminde ortaya çıkan renk değişimini araştırırken bilinmeyen bir madde belirledi ve metali ayırdı. Aynı dönemde Karl Meissner ve Karl Karsten de element üzerinde çalıştı; Royal Society of Chemistry, onların keşiflerini bir sonraki yıl duyurduklarını aktarır. Kadmiyum, doğada çoğunlukla çinko minerallerine az miktarda eşlik eder. Greenockite adlı kadmiyum sülfür minerali daha yüksek kadmiyum içeriğiyle bilinir. [1]
Kullanım alanları
Kadmiyum geçmişte çeliği korozyona karşı kaplamada, sarı, turuncu ve kırmızı pigmentlerde ve renkli katot ışınlı tüplerde kullanılmıştır. Nötronları soğurma özelliği nedeniyle nükleer reaktörlerin kontrol çubuklarında da kullanılır. Nikel-kadmiyum piller, elementin önemli uygulamalarından biridir; ancak bu pil türü başka şarj edilebilir teknolojilerle yer değiştirmektedir. Toksik özellikleri, kullanımının azaltılması yönündeki çabaların nedenleri arasındadır. [1]
Sağlık ve çevre
Kadmiyum ve bazı bileşikleri insan sağlığı için toksiktir. ATSDR’nin toksikolojik değerlendirmesi böbrekleri başlıca hedef organlar arasında sayar; solunum yoluyla maruziyette akciğerler de duyarlı dokulardandır. Kadmiyum çevrede doğal olarak düşük derişimlerde bulunabilse de insan faaliyetleri yüzey sularındaki varlığına katkıda bulunabilir. ABD Çevre Koruma Ajansı, sudaki kadmiyumun sucul canlılarda akut etkilerin yanı sıra büyüme, üreme ve gelişmeyle ilgili olumsuz sonuçlara yol açabileceğini bildirir. [2][3]
Genel değerlendirme
Kadmiyumun metal kaplamalar, piller ve nükleer teknoloji gibi farklı alanlardaki kullanımları, özellikleriyle bağlantılıdır. Bununla birlikte sağlık ve çevre etkileri nedeniyle üretimden atık yönetimine kadar farklı aşamalarda maruziyet ve salım önem taşır. Kadmiyumun doğada bulunması ile insan kaynaklı çevresel katkıları birbirinden ayrılmalı; etkiler kullanım ve maruziyet biçimine göre ele alınmalıdır. [1][2][3]
