Konuşma dili, insanların konuşarak ve dinleyerek iletişim kurduğu dil kipidir. Sözcükler ve sözcük birleşimleriyle bilgi, düşünce ve duygular aktarılır; anlam, kullanılan sözcüklerin yanı sıra dilin kurallarına, toplumsal kullanıma ve iletişim bağlamına bağlıdır. Konuşma, dili kullanmanın biçimlerinden biridir; dil kavramı yalnızca sesli iletişimle sınırlı değildir. [1][2]
Yapısı ve kullanımı
Konuşulan dilin seslerin düzenlenişi, sözcük yapısı, cümle kuruluşu, anlam ve kullanım gibi birbiriyle ilişkili boyutları vardır. Konuşan kişi dilsel iletisini üretir, dinleyen kişi ise işittiğini yorumlar. Sohbette sıra alma, muhataba göre anlatım biçimini ayarlama ve ortak bağlamdan yararlanma, dilin toplumsal kullanımına örnektir. Jestler, yüz ifadeleri ve diğer sözsüz işaretler konuşmaya eşlik edebilir; bunlar dilin kendisiyle aynı şey değildir, ancak etkileşimde anlamı destekleyebilir. [1][2]
Dilin diğer kipleri ve yazı
Konuşma diliyle yazı dili bağlantılıdır, fakat özdeş değildir: yazı, konuşmanın bire bir kaydı olmak zorunda olmadığı gibi kendine özgü kullanım kurallarına da sahiptir. Diller işaret dili gibi görsel-uzamsal kiplerde de kullanılabilir; dolayısıyla dil, yalnızca sesli konuşma olarak tanımlanamaz. ASHA’nın açıklamasında dil; konuşma-dinleme, okuma-yazma ve işaret etme gibi farklı iletişim kipleriyle ilişkilendirilir. [1]
Sözlü dil, konuşma ve dinlemeyle kullanılan sözcükler ile sözcük birleşimlerini kapsar. Çocuklar dil becerilerini çevrelerindeki insanlarla etkileşim içinde geliştirir; sözlü anlatım ve dinlediğini anlama bu gelişimin parçalarıdır. Bu nedenle konuşma dili araştırmaları yalnızca ses üretimini değil, sözcükleri, cümleleri, anlamı ve iletişimin toplumsal koşullarını da ele alır. [2]
