Müzikal film, anlatısında müzik, şarkı ve dansın yapısal bir rol üstlendiği sinema türüdür. Müzikli sahneler karakterlerin duygularını ifade edebilir, olayları ilerletebilir veya bir sahne gösterisini filmin konusu haline getirebilir. Türü belirleyen özellik, yalnızca arka planda müzik bulunması değil, müzikli bölümlerin anlatının kuruluşuna katılmasıdır.[1]
KÖKENLER VE SESLİ SİNEMA
Müzikal sinemanın sahne müzikalleri, operet, revü ve vodvil gibi gösteri gelenekleriyle ilişkisi vardır. Hollywood'da eşzamanlı ses teknolojisinin yaygınlaşması, bu geleneklerin sinemaya uyarlanmasını hızlandırdı. 1927 tarihli The Jazz Singer bu geçişin önemli örneklerinden biri oldu; ancak sesli yapım ve gösterim olanakları tüm sektörde bir anda yerleşmedi.[1][2]
Stüdyoların ve sinema salonlarının yeni donanıma uyarlanması zaman aldı. İlk yıllarda kısmen sesli filmler ile farklı sürümler birlikte üretildi. 1920'lerin sonu ve 1930'ların başındaki denemeler, şarkı ve dansın kamera, kurgu ve kayıt teknikleriyle nasıl birleştirileceğine ilişkin yeni çözümler ortaya çıkardı.[2]
ANLATI BİÇİMLERİ
Sahne arkasını konu alan müzikallerde prova ve gösteriler öykünün doğal parçalarıdır. Başka örneklerde karakterler gündelik konuşmadan şarkıya geçer. Komedi, romantik anlatı, biyografi ya da western gibi türlerle birleşen müzikaller de vardır. Bu çeşitlilik, müzikalin tek bir olay örgüsüyle sınırlandırılamayacağını gösterir.[1]
Library of Congress sınıflandırması, bir sahne müzikalinin yalnızca kaydedilmesi ile sinema için uyarlanmasını ayrıca ayırt eder. Müzikal filmde kamera ve kurgu, izleyicinin performansı görme biçimini düzenleyen bağımsız anlatım araçları haline gelir.[1]
