Medrese, İslâm tarihinde eğitim ve öğretim kurumları için kullanılan bir addır. Sözcük, Arapçada ders çalışma ve öğrenmeyle ilişkili kökten türemiştir. Medreselerin programları, örgütlenmeleri ve eğitim düzeyleri bölgelere ve dönemlere göre değişmiştir. Ders veren müderrisler, öğrenciler ve çeşitli yardımcı görevliler kurumun işleyişinde yer alırdı.[1]
TARİHSEL YAYILIŞ
Nizâmiye medreselerinden önce de İslâm dünyasında medreseler bulunuyordu. Bununla birlikte Selçuklu veziri Nizâmülmülk'ün on birinci yüzyılda kurdurduğu kurumlar, medrese tarihinin önemli bir aşamasını oluşturdu. Bağdat Nizâmiyesi 1067'de öğretime açıldı. Medrese sistemi daha sonra Suriye, Mısır ve Anadolu gibi bölgelerde farklı devletlerin ve bağışçıların desteğiyle yaygınlaştı.[1]
DERSLER VE ÖĞRETİM
Öğretimde belirli kitapların okunması, açıklanması ve tartışılması önemli yer tutardı. Arapça, mantık, kelâm ve fıkıh dersleri birçok programda bulunurken bazı kurumlarda matematik, astronomi ve tıp da okutulurdu. Müfredatın ayrıntıları hocaya, kuruma ve dinî geleneğe göre değişebildiğinden bütün medreseler için tek bir ders çizelgesinden söz edilemez.[1]
VAKIF VE MEKÂN
Vakıflar, medreselerin giderlerini karşılamak için arazi, dükkân ve başka gelir kaynakları sağlayabiliyordu. Bu gelirlerle görevlilerin ücretleri, öğrencilerin ihtiyaçları ve kitap alımı desteklenirdi. Osmanlı medreselerinde avlu çevresine yerleştirilen dershane ile öğrenci odaları yaygın bir düzen oluşturmuştur. Yapının büyüklüğü ve müştemilatı, kurumun imkânlarına göre farklılaşırdı.[1]
