Mehter, Osmanlı askerî ve törensel müzik geleneğinde kullanılan topluluk adı ve bu teşkilâtta görev yapanlar için kullanılan terimdir. Davul, zurna, nakkare, zil, boru ve kös gibi çalgılarla icra edilen müzik, savaş ve tören hayatında farklı işlevler üstlenmiştir. Düzenli vakitlerde müzik çalınması, tarihî kaynaklarda nevbet vurma adıyla anılır.[1]
TEŞKİLÂT VE İCRA
Mehter takımları padişaha, yüksek görevlilere veya askerî merkezlere bağlı olarak düzenlenebilirdi. Topluluğun büyüklüğü çalgı gruplarının sayısını bildiren “kat” kavramıyla ifade edilirdi; ancak bütün sazların sayıları her zaman tam olarak eşit değildi. Savaşlarda askerleri cesaretlendirme ve karşı tarafı etkileme işlevinin yanında, günlük nevbet ve resmî törenler de mehterin çalışma alanıydı.[1]
Osmanlı mehterinin Selçuklu sultanının Osman Gazi'ye davul ve sancak göndermesiyle başladığına ilişkin yaygın bir rivayet bulunur; bunun kesin bir kuruluş belgesiyle doğrulandığı söylenemez. Buna karşılık askerî müzik topluluklarının Selçuklu ve Osmanlı çevrelerindeki varlığı tarihî kaynaklarla izlenebilir. Mehterin gelişimini tek bir kuruluş anından çok, daha uzun bir teşkilât ve müzik geleneği içinde değerlendirmek gerekir.[1]
YENİDEN KURULUŞ VE TEMSİL
XIX. yüzyıldaki dönüşümlerle tarihî mehter teşkilâtının devamlılığı kesintiye uğradı. Askerî Müze'nin tarihçesine göre yeniden canlandırma çalışmaları 1911'den itibaren belirginleşti ve Müze-i Asker-i Osmanî'ye bağlı bir topluluk ortaya çıktı. Bu süreçte mehter, askerî işlevlerinin yanında tarihî geçmişi temsil eden bir kurum niteliği de kazandı; sonraki yeniden kuruluşlar bu yönü güçlendirdi.[2]
1952'deki yeniden kuruluş çalışmalarında minyatürler, kıyafet tasvirleri ve tarihî belgelerden yararlanıldı. Askerî Müze, özellikle Surnâme-i Vehbî minyatürleri ile Osmanlı askerî teşkilâtını ve kıyafetlerini konu alan eserlerin kullanıldığını belirtir. Bu nedenle günümüzdeki tarihî temsil, eldeki kaynakların yorumlanmasına dayanır. Modern mehter toplulukları, müzik icrasıyla birlikte giyim, yürüyüş ve tören düzenini de görünür kılan bir kültürel aktarım biçimidir.[2]
