Mezopotamya, Dicle ve Fırat nehirleri çevresinde gelişen tarihsel bölgedir. Adı Yunancada nehirler arasındaki ülke anlamına gelir. Tek bir devletin veya halkın adı değildir; farklı dönemlerde Sümer, Akkad, Babil ve Asur gibi siyasal ve kültürel oluşumlara ev sahipliği yapmıştır. Özellikle güney kesimde MÖ dördüncü binyılın sonlarında büyüyen kentler, yazının ve karmaşık yönetim örgütlerinin geliştiği merkezler arasındaydı. [1][2]
KENTLER VE YAZILI BELGELER
Uruk gibi kentlerin ekonomik temeli, düzenli kanal bakımı gerektiren sulamalı tarımla ilişkiliydi. Tapınaklar ve saraylar üretim, yönetim ve dinî yaşamda önemli işlevler üstleniyordu. Kil tabletler üzerine yazılan çivi yazılı belgeler yalnızca kralları ve savaşları anlatmaz; sözleşmeler, hesaplar, mektuplar ve edebî metinler de içerir. Bu çeşitlilik, Mezopotamya toplumlarının gündelik yaşamını araştırmayı mümkün kılar. Silindir mühürler, heykeller ve mimari kalıntılar ise yazılı verilerle birlikte değerlendirilerek bölgenin ticari ilişkilerini ve siyasal değişimlerini aydınlatır. [2]
