Sosyoloji

Michel Foucault

Ansiklopedia · Kaynaklara dayalı özgün derleme

Yazı boyutu ve okuma düzeni
Yazı boyutu
Satır genişliği
Metin hizası
Genel bakış

Michel Foucault (15 Ekim 1926, Poitiers – 25 Haziran 1984, Paris), bilgi, iktidar ve kurumlar arasındaki ilişkileri tarihsel olarak inceleyen Fransız düşünürdür. Delilik, tıp, hapishane ve cinsellik üzerine yazdığı çalışmalar felsefe, sosyoloji, tarih ve siyaset kuramında geniş bir etki bırakmıştır.[1]

YAŞAMI VE AKADEMİK KARİYERİ

Foucault 1946'da Paris'teki École Normale Supérieure'e girdi ve burada felsefe ile psikoloji öğrenimi gördü. Sonraki yıllarda Fransa dışındaki çeşitli kültür ve eğitim kurumlarında ve Fransız üniversitelerinde çalıştı. Doktora tezi olarak hazırladığı delilik tarihi çalışması 1961'de yayımlanınca adı geniş bir okur çevresinde tanınmaya başladı.[1]

Foucault 1969'da Collège de France'a seçildi ve 1970'te Düşünce Sistemleri Tarihi kürsüsünde derslerine başladı. Bu kürsüyü ölümüne kadar sürdürdü. Collège de France derslerinde iktidar teknikleri, yönetimsellik ve öznenin kendisiyle ilişkisi gibi konuları geliştirdi. 25 Haziran 1984'te Paris'teki Salpêtrière Hastanesi'nde AIDS'e bağlı nedenlerle öldü.[1][2]

BAŞLICA ESERLERİ

Foucault'nun başlıca kitapları şunlardır:

  • Deliliğin Tarihi (1961)
  • Kliniğin Doğuşu (1963)
  • Kelimeler ve Şeyler (1966)
  • Bilginin Arkeolojisi (1969)
  • Gözetim ve Ceza (1975)
  • Cinselliğin Tarihi, birinci cilt (1976)

Bu eserler belirli bir dönemde neyin bilgi sayılabileceğini, kurumların bireyleri nasıl sınıflandırdığını ve davranışları hangi tekniklerle düzenlediğini sorgular.[1]

TEMEL KAVRAMLARI

Foucault'nun arkeoloji adını verdiği yöntem, belirli bir dönemde bilginin ortaya çıkmasını mümkün kılan tarihsel kuralları çözümler. Daha sonra geliştirdiği soykütük yaklaşımı ise uygulamaların ve düşüncelerin zorunlu bir gelişme çizgisi yerine olumsal tarihsel süreçlerle nasıl biçimlendiğini izler.[1]

İktidar/bilgi kavramı, bilginin iktidar ilişkilerinden bağımsız olmadığını; iktidarın da bilgi üretimi aracılığıyla işlediğini anlatır. Biyoiktidar ise yaşamı, sağlığı ve nüfusu yönetmeye ve düzenlemeye yönelen iktidar biçimini adlandırır. Bu kavramlar, modern devletin ve kurumların bireyler ile toplum üzerindeki etkilerini çözümlemede yaygın olarak kullanılır.[1]