Montaj, sinemada çekimlerin seçilmesi ve belirli bir sıraya yerleştirilmesiyle filmin kurulmasını ifade eder. Kurgu sözcüğüyle yakın anlamda kullanılır; sinema kuramında ise özellikle görüntüler arasındaki ilişkiden anlam üretme yaklaşımını belirtir. Bir çekimin etkisi, kendi içeriğinin yanında öncesinde ve sonrasında gösterilen görüntülerle de şekillenir. Böylece montaj, kaydedilmiş malzemeyi bir anlatı veya düşünce düzenine dönüştürür.[1][2]
ZAMAN VE MEKÂNIN DÜZENLENMESİ
Kurgu, uzun bir eylemi kısaltabilir, farklı mekânlarda gerçekleşen olayları yan yana getirebilir veya dikkati belirli ayrıntılara yöneltebilir. Çekimlerin süresi ve geçişlerin hızı da izleyicinin algısını etkiler. Hızlı kesmeler gerilim yaratmak için kullanılabilir; daha uzun tutulan bir çekim farklı bir dramatik yoğunluk sağlayabilir. Bu etkiler, görüntülerin yalnızca içeriklerinden değil, zaman içindeki düzenlenişinden doğar.[2]
SOVYET MONTAJI
Montaj kavramı, Pudovkin, Eisenstein ve Vertov gibi Sovyet sinemacıların kuramsal çalışmaları ve filmleriyle özel bir anlam kazandı. Bu yaklaşımda tek çekim, daha büyük bir bütünün parçası olarak değerlendirilir. Eisenstein'ın 1925 tarihli Potemkin Zırhlısı, kurgu ile düşünce ve duygu arasındaki ilişkinin incelendiği temel örneklerden biridir. Çekimler arasındaki bağ, filmin anlamını kuran yaratıcı bir araçtır.[1]
SÜREKLİLİK VE GÖRÜNÜR KURGU
Süreklilik kurgusu, çekim değişikliklerinin mümkün olduğunca fark edilmeden anlatının izlenmesini amaçlar. Başka yaklaşımlarda ise kesmeler özellikle dikkat çeker ve filmin kurulmuş yapısını görünür hale getirir. Columbia Üniversitesinin film dili sözlüğü, Hollywood süreklilik anlayışıyla Fransız Yeni Dalgasının belirgin kesmeleri arasındaki farkı bu bağlamda açıklar. Montajın tek bir doğru biçimi bulunmaz; seçim, kurulmak istenen anlatım ilişkisine bağlıdır.[2]
