Mumya, bir insanın veya hayvanın ölümünden sonra doğal ya da yapay koşullar sayesinde korunmuş bedenidir. Bu korunma, bedenin olağan biçimde çürümesini engelleyen ortamın veya uygulanan işlemlerin sonucudur. Sözcüğün kökeni, katran veya bitüm anlamındaki Farsça ve Arapça mummiya kelimesiyle ilişkilidir; ancak bütün mumyalarda bitüm kullanılmış değildir.[1]
DOĞAL KORUNMA
Mısır'ın sıcak ve kuru kumları, içine gömülen bazı bedenlerin doğal olarak kuruyup korunmasını sağlamıştır. Bu örnekler, mumyalaşmanın her zaman insanlar tarafından yürütülen özel bir işlem gerektirmediğini gösterir. Yapay mumyalama ise bedenin korunmasına yönelik uygulamaları ve cenaze törenlerini içerir; doğal korunmayla aynı kavram olarak değerlendirilmez.[1]
MISIR'DAKİ ERKEN UYGULAMALAR
Mumyalamanın başlangıcı uzun süre Eski Krallık dönemindeki hükümdarların korunmasıyla ilişkilendirildi. Bununla birlikte Yukarı Mısır'daki Hierakonpolis kazılarında, yaklaşık MÖ 3500'e tarihlenen mezarlarda daha eski uygulamalar saptandı. Bazı iç organların çıkarılması ve bedenin belirli bölümlerinin sarılması, bu erken gömü gelenekleri arasında yer alıyordu; uygulamalar yalnız kraliyet mezarlarıyla sınırlı değildi.[1]
HAYVAN MUMYALARI
Eski Mısır'da sahipleriyle gömülen evcil hayvanlar, tanrılara sunulan adak hayvanları ve dinî amaçlarla korunan tapınak hayvanları mumyalanabiliyordu. Bunların hazırlanış kalitesi ve işlevleri farklıydı. Örneğin Apis boğası, inanç gereği tanrısal varlığın yeryüzündeki görünümü sayılır ve ölümünün ardından özel bir gömü töreniyle uğurlanırdı.[2]
