Neoplastisizm, doğal nesneleri benzerleriyle resmetmek yerine düz çizgiler, dikdörtgen alanlar ve temel renklerden oluşan sınırlı bir görsel dil geliştiren sanat anlayışıdır. Piet Mondrian'ın De Stijl dergisinde açıkladığı yaklaşım, resimde evrensel bir düzen ve denge arayışıyla ilişkilidir. Adı, yeni bir plastik veya biçimsel sanat anlayışını ifade eder.[1]
BİÇİMSEL DİL
Çizgiler ve renk düzlemleri, bir manzarayı ya da nesneyi tanıtmak için değil kendi aralarındaki ilişkilerle düzenlenir. Geometrik yapı, resim yüzeyinin iki boyutluluğunu öne çıkarır. Temel renklerin sınırlı kullanımı, farklı büyüklükteki alanlar ve çizgilerin oluşturduğu bölünmeler birlikte değerlendirilir. Amaç, gerçekliğin görünen ayrıntılarından uzaklaşarak ortak bir görsel anlatım kurmaktır.[1][2]
TABLEAU ÖRNEĞİ
Mondrian'ın 1921 tarihli Tableau adlı yapıtında kalın siyah çizgiler, tuvali on bir farklı dikdörtgene ayırır. Alanların bir bölümünde kırmızı ve mavi kullanılır; bazı tonlar temel renklerin beyazla karıştırılmasıyla açılmıştır. Sanatçı sonraki çalışmalarında karıştırılmış tonları azaltarak daha saf temel renklere yönelmiştir. Bu örnek, neoplastisizmin zaman içinde geliştirilmiş bir uygulama olduğunu gösterir.[2]
SANAT VE TOPLUM DÜŞÜNCESİ
De Stijl çevresinin arayışı, yalnız resim tekniğiyle sınırlı değildi. Birinci Dünya Savaşı'nın yıkımından sonra ortak bir görsel dilin gündelik yaşamda da uyum ve düzen sağlayabileceği düşünülüyordu. Sanatsal denge, toplumsal bir idealin modeli olarak ele alındı. Bu amaçlar, yapıtların tarihsel bağlamını açıklar; geometrik resimlerin kendiliğinden toplumsal uyum yaratacağına ilişkin kanıtlanmış sonuçlar olarak değerlendirilmez.[1][2]
