Tarih

Nizâm-ı Cedîd

Ansiklopedia · Kaynaklara dayalı özgün derleme

Yazı boyutu ve okuma düzeni
Yazı boyutu
Satır genişliği
Metin hizası
Genel bakış

Nizâm-ı Cedîd, Osmanlı İmparatorluğu'nda III. Selim döneminde yürütülen yenilenme programını ve bu program içinde kurulan yeni askerî teşkilâtı ifade eder. Sözcük anlamı yeni düzendir. Terim daha önce de kullanılmış olmakla birlikte, 1792–1807 arasındaki uygulamalarda askerî eğitim, maliye ve yönetimin birlikte yeniden düzenlenmesine ilişkin daha geniş bir anlam kazanmıştır.[1]

YENİ DÜZEN ARAYIŞI

Reformların merkezinde düzenli eğitim gören ve merkezî yönetimin denetiminde bulunan bir ordu oluşturma amacı yer aldı. Ancak yeni birliklerin kurulması, yalnız kıyafet ve talim değişikliği değildi. Kışlalar, teknik bilgi, düzenli gelirler ve idari personel de gerekiyordu. Bu nedenle askerî program, devletin başka kurumlarını etkileyen bir yeniden yapılanma girişimine dönüştü.[1]

MALİ VE MİMARİ ALTYAPI

Yeni ordunun ve savaş giderlerinin finansmanı için 1793'te Îrâd-ı Cedîd Hazinesi oluşturuldu. Bazı gelir kaynakları bu hazineye aktarılarak harcamaların ayrı bir mali yapı üzerinden karşılanması amaçlandı. Böylece askerî yenilikler, mevcut gelir dağılımını da değiştiren düzenlemelerle desteklenmiş oldu.[2]

İnşa faaliyetleri de programın parçasıydı. Kışlaların yanında su yolları, çeşmeler, hamamlar ve ibadet yapıları meydana getirildi. Mihrişah Valide Sultan'ın bu yapılara verdiği destek, hanedanın yenileşme programını maddi ve kamusal düzeyde destekleme yollarından birini gösterir. Mimarlık, askerî kurumların günlük ihtiyaçlarını karşılamanın yanında yeni düzenin başkentte görünür olmasına katkı sağladı.[3]

PROGRAMIN SONA ERMESİ

Yeni gelir düzenlemeleri ve askerî teşkilâtın genişlemesi, farklı kesimlerin çıkarlarıyla çatıştı. Reformlar giderek güçlenen siyasi muhalefetle karşılaştı. 1807'deki Kabakçı Mustafa İsyanı, Nizâm-ı Cedîd'in kaldırılması ve III. Selim'in tahttan indirilmesiyle sonuçlandı. Programın tarihi, Osmanlı yenileşmesinde askerî, mali ve siyasi sorunların birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir.[1]