Sosyal statü, bir kişinin toplumsal ilişkiler içindeki konumunu ve bu konuma bağlı hak, sorumluluk ve beklentileri ifade eder. Bir insan aynı zamanda öğrenci, çalışan, ebeveyn ve komşu gibi birden fazla statüye sahip olabilir. Statü, kişinin bulunduğu konumu; rol ise bu konumdaki birinden beklenen davranışları anlatır.[1]
STATÜNÜN KAZANILMASI
Sosyolojide verilmiş ve kazanılmış statüler arasında ayrım yapılır. Verilmiş statüler, kişinin seçimi dışında atfedilen konumlarla ilgilidir; bir ailenin çocuğu olma veya yaşa bağlı sınıflandırmalar buna örnektir. Kazanılmış statüler ise eğitim, meslek edinme ve benzeri süreçlerle oluşur. Bununla birlikte kazanılmış statülerin ortaya çıkması yalnız kişisel çabaya bağlanamaz: aile kaynakları, eğitim olanakları ve toplumsal eşitsizlikler insanların erişebildiği konumları etkiler.[1][2]
ROLLER VE BEKLENTİLER
Tek bir statü farklı davranış beklentilerini içerebilir. Örneğin ebeveynlik, bakım verme, geçim sağlama ve rehberlik etme gibi görevleri bir araya getirir. Aynı role ilişkin beklentilerin ağırlaşması rol gerilimine; farklı rollere ait taleplerin birbiriyle uyuşmaması rol çatışmasına yol açabilir. Çalışma sorumluluğu ile hasta çocuğa bakım verme gereksiniminin aynı zamana denk gelmesi ikinci durumu örnekler.[1]
TABAKALAŞMAYLA İLİŞKİSİ
Toplumsal tabakalaşma araştırmalarında statü; gelir, servet, eğitim, meslek, güç ve aile geçmişiyle birlikte değerlendirilir. Bu boyutlar her zaman aynı yönde sıralanmaz. Yüksek eğitim düzeyine sahip bir meslek grubunun geliri görece düşük olabilir. Boyutlar arasındaki bu uyumsuzluk statü tutarsızlığı kavramıyla incelenir. Dolayısıyla toplumsal konumu yalnız gelirle ölçmek, saygınlık ve eğitim gibi diğer özellikleri görünmez bırakabilir. Konumların kuşaklar arasında nasıl aktarıldığı da tabakalaşmanın temel araştırma konularındandır.[2]
