Talcott Parsons (13 Aralık 1902, Colorado Springs – 8 Mayıs 1979, Münih), yirminci yüzyıl sosyolojisinin en etkili kuramcıları arasında sayılan Amerikalı sosyologdur. Toplumu birbirine bağlı alt sistemlerden oluşan bir bütün olarak ele alan yapısal işlevselci yaklaşımın önde gelen temsilcisidir.[1]
YAŞAMI VE KARİYERİ
Parsons Amherst College'da okudu, ardından London School of Economics ve Heidelberg Üniversitesi'nde öğrenim gördü. Heidelberg yılları, Max Weber'in düşüncesiyle yakından tanışmasını sağladı. 1930'da Weber'in Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı eserinin İngilizce çevirisi Parsons'ın çevirisiyle yayımlandı.[1]
Parsons 1927'de Harvard Üniversitesi'ne katıldı ve akademik yaşamının büyük bölümünü orada geçirdi. Sosyoloji, sosyal psikoloji ve kültürel antropolojiyi bir araya getiren disiplinlerarası Sosyal İlişkiler Bölümü'nün 1946'da kurulmasında öncü rol oynadı ve bölüme 1946–1956 yılları arasında başkanlık etti. 8 Mayıs 1979'da Münih'te öldü.[1][2]
ESERLERİ
Parsons'ın ilk büyük eseri Toplumsal Eylemin Yapısı 1937'de yayımlandı. Bu kitapta Weber, Durkheim, Pareto ve Marshall gibi düşünürlerin çalışmalarını ortak bir eylem kuramı çerçevesinde yorumladı. 1951'de yayımlanan Toplumsal Sistem ile Edward Shils'le birlikte hazırladığı Genel Bir Eylem Kuramına Doğru, bu kuramın sistem düzeyinde genişletilmesini temsil eder.[2]
KURAMI
Parsons'a göre bir toplumsal sistemin varlığını sürdürebilmesi için dört temel işlevin yerine getirilmesi gerekir. AGIL şeması olarak bilinen bu çerçeve uyum, amaca ulaşma, bütünleşme ve örüntü sürdürme işlevlerinden oluşur. Ekonomi uyumla, siyasal sistem amaca ulaşmayla ilişkilendirilir; hukuk ve normlar bütünleşmeyi, aile ve eğitim kurumları ise değerlerin aktarılmasını destekler.[1]
Yapısal işlevselcilik özellikle 1950'li ve 1960'lı yıllarda Amerikan sosyolojisinde baskın bir yaklaşım hâline geldi. Daha sonra toplumsal çatışmayı ve değişimi yeterince açıklamadığı gerekçesiyle eleştirildi. Buna rağmen Parsons'ın sistem kavramı ve eylem kuramı, sosyoloji ve siyaset bilimindeki kuramsal tartışmaların önemli bir başvuru noktası olmayı sürdürdü.[1]
