Transistör, elektriksel sinyalleri yükseltmek veya akımın geçişini anahtarlamak amacıyla kullanılan yarı iletken devre elemanıdır. Bir girişteki küçük elektriksel değişimin başka bir akım üzerindeki etkisinden yararlanır. Telefon sistemlerinden bilgisayarlara uzanan uygulamaları, elektronik devrelerin küçülmesinde ve taşınabilir aygıtların gelişmesinde önemli rol oynamıştır.[1]
İLK AYGITLAR
John Bardeen ve Walter Brattain, William Shockley’nin yönettiği Bell Laboratuvarları araştırmaları sırasında 1947’de nokta temaslı transistörü geliştirdi. Bu düzenekte birbirine yakın iki altın temas, germanyum yüzeyine bastırılıyordu. Temaslardan birindeki gerilim değişimi, diğerinden geçen akımı etkileyerek sinyalin yükseltilmesini sağlıyordu.[1]
Shockley daha sonra birleşim transistörü tasarımını geliştirdi. Farklı yarı iletken bölgelerinin düzenlenmesine dayanan bu yaklaşım, erken nokta temaslı aygıtlardan farklı bir yapı ortaya koydu. Üç araştırmacı yarı iletken çalışmaları ve transistör etkisinin keşfi nedeniyle 1956 Nobel Fizik Ödülü’nü paylaştı.[1]
YAYGINLAŞMA
1950’lerde transistörler işitme cihazlarında, taşınabilir radyolarda ve bilgisayar devrelerinde kullanılmaya başladı. Yükselteç olarak kullanım ile anahtar olarak kullanım, aynı aygıt ailesinin farklı işlevleridir. Bilgisayarların mantık devrelerinde anahtarlama özelliği öne çıkarken ses ve haberleşme uygulamalarında zayıf sinyallerin işlenmesi önem taşır. Üretim yöntemlerindeki gelişmeler, farklı gereksinimlere uygun transistörlerin ortaya çıkmasını sağladı.[1]
