Tren, demiryolu üzerinde birlikte hareket eden bir veya birden çok araçtan oluşan taşıma birimidir. Yolcu taşımak, yük götürmek veya demiryolu hizmetlerini yürütmek üzere farklı biçimlerde düzenlenebilir. Hareket gücü ayrı bir lokomotiften sağlanabildiği gibi araçların içine yerleştirilmiş motorlarla da üretilebilir. Bu nedenle tren ile lokomotif aynı kavramı ifade etmez.[1]
ARAÇLARIN DÜZENLENİŞİ
Lokomotifli bir dizide çekiş görevini lokomotif, taşıma görevini ona bağlanan vagonlar üstlenir. Lokomotif dizinin bir ucunda veya iki ucunda bulunabilir. Çoklu ünite olarak adlandırılan trenlerde ise motorlu ve motorsuz araçlar birlikte tasarlanmış bir set oluşturur. Kumanda kabininin iki uçta bulunması, bazı düzenlerde lokomotifi başka uca taşımadan hareket yönünün değiştirilmesine olanak verir.[1]
HAREKET GÜCÜ
Elektrikli ve dizel trenler, güç üretimi ile bunun tekerleklere aktarılması bakımından farklı düzenler kullanır. Dizel elektrikli araçlarda dizel motor bir üreteci çalıştırır; elektrik, çekiş motorlarına iletilir. Dizel mekanik veya hidrolik düzenlerde aktarım başka bileşenlerle sağlanır. Dolayısıyla yakıt türü, motorun nerede bulunduğu ve tekerleklerin nasıl döndürüldüğü, tren teknolojisini tanımlarken ayrı sorulardır.[1]
TARİHSEL GELİŞİMDEN BİR ÖRNEK
Buharlı lokomotiflerin gelişiminde Robert Stephenson'ın Rocket lokomotifi önemli bir örnektir. 1829'daki Rainhill denemelerini kazanan araç, çok borulu kazan gibi yenilikleri bir araya getirmişti. Denemeler Liverpool–Manchester Demiryolu için kullanılacak hareket gücünün seçilmesiyle bağlantılıydı. Rocket ilk tren değildi; önceki tasarımları geliştiren bir aşamayı temsil ediyordu. Ardından kısa sürede değiştirilmesi, erken demiryolu teknolojisinin hızlı gelişimini de gösterir.[2]
