Alüminyum, simgesi Al ve atom numarası 13 olan, periyodik tablonun 13. grubunda bulunan hafif bir metaldir. Gümüşümsü beyaz görünür; yumuşak ve kolay şekillendirilebilir. Yerkabuğunda en bol bulunan metaldir, ancak doğada çoğunlukla bileşikler hâlinde yer alır. Boksit, üretimde kullanılan başlıca cevherlerden biridir. [1][2]
Özellikleri ve üretimi
Alüminyum ısıyı ve elektriği iletir. Hava ile temas ettiğinde yüzeyinde oluşan ince oksit tabakası, metalin daha fazla korozyona uğramasını sınırlar. Saf alüminyumun dayanımı sınırlı olduğundan, kullanım amacına göre bakır, mangan, magnezyum veya silisyumla alaşımlandırılır. Ticari üretimde alüminyum oksit, erimiş kriyolit içinde çözündürülür ve elektrolizle metale dönüştürülür. Hall–Héroult adıyla bilinen bu süreç yoğun enerji gerektirir. [1]
Tarihçe ve kullanım alanları
Alüminyum oksidin metal içerdiği 18. yüzyılın sonlarında anlaşılmış olsa da metalin ayrıştırılması güçtü. Hans Christian Ørsted 1825’te saf olmayan örnek elde etti; Friedrich Wöhler 1827’de daha saf alüminyum üretti. Elektroliz yöntemlerinin geliştirilmesi üretimi kolaylaştırarak metalin yaygınlaşmasına katkı sağladı. [1]
Düşük yoğunluğu, biçimlendirilebilirliği ve korozyon direnci alüminyumu kutu, folyo, mutfak gereci, pencere çerçevesi ve taşıt parçalarında kullanışlı kılar. Alaşımları uçak ve diğer ulaşım araçlarında önem taşır. Ağırlığına göre iyi bir iletken olması ve bakırdan ucuz olması nedeniyle elektrik iletim hatlarında da kullanılır. Üretiminden sonra kolayca geri dönüştürülebilmesi, malzemenin kullanım ömrü sonundaki değerini artırır. [1]
